- Hoşgeldiniz

Hümik Asitin Toprak ve Bitkiye Yararları

28 Kas 2014

Hümik Asitin Toprak ve Bitkiye Yararları

Toprağın verimliliğine baktığımızda bu hususun en belirgin olarak belirleyicisi toprağın humik asit miktarıdır. Topraktaki organik maddelerin ana içeriği humustur. Hümik asit ise humusun en aktif maddesidir. Günümüzde artan kimyasal gübre kullanımı humusun hızla tükenmesine neden olmuştur. Oysaki humus gübrelerin alınımını kolaylaştıran bir maddedir.  Kaliteli bir hümik asidin katyon değişim kapasitesi oldukça yüksektir. Kullanılması durumunda toprakta bulunan bitki besin maddelerinin alınabilirliğini kolaylaştırmaktadır.

Toprak organik maddesi; canlı, cansız yada çürümüş (dekompoze) olan tüm organik maddeleri içeren bir terimdir. Tamamen çürümüş organik yapılar HUMUS olarak adlandırılır. En iyi humus kaynağı dekompoze olmuş bitki yada kompost materyalleridir. Yüksek hümik asit içeriğine sahip humatlar da uzun süreli ve iyi bir humus kaynağıdır. Hümik maddeleri aşağıdaki şekilde de görüldüğü gibi üç ana gruba ayırmak mümkündür; Fülvik asit, Hümik asit ve Hümin’dir.

humik-maddeler-tablo

Bu tabloda Sağa gidildikçe,

-Renk yoğunlu artar
-Polimerizasyon derecesi artar
-Moleküler ağırlığı artar
-Karbon içeriği artar
-Oksijen içeriği azalır
-Asit değişimi azalır
-Çözünürlük azalır

 Hümik Maddelerin Kimyasal Özellikleri

Adı geçen terimleri kısaca tanımlamak gerekirse;

Humus: Toprağın % 65-75’ini oluşturan temel maddesidir. Tamamen çürümüş organik maddelerden oluşur. Toprak verimliliğinde önemli rol oynar.

Humik maddeler: Üç organik kalıntı olan hümin, fülvik asit ve hümik asitten oluşan kimyasal bir gruptur.

Hümik olmayan maddeler: Reçine, bal mumu ve organik asitler gibi çözünmez ve dekompoze olmamış organik maddelerdir.

Humatlar: Hümik asit tuzlarıdır.

Fülvik asitler: Tüm pH koşulları altında suda çözünür formda olan hümik maddelerin bir bölümüdür. Fülvik asitlerin renkleri açık sarı -sarı kahverengidir.

Hümik Asitler: Hümik asitler topraktan elde edilen ana bileşiklerdir. Koyu kahve-siyah renklidirler. Doğal olarak oluşan hümik asit moleküllerine bağlı 60 ‘ı aşan farklı iz element çeşitli canlı organizmaların kullanımına hazır olarak bulunmaktadır.

Humin: Hümik maddelerin asit yada alkali her hangi bir pH değerinde suda çözünemeyen bir bölümüdür. Moleküller yapıları çok büyüktür. Hümik maddeler içinde parçalanmaya en dayanıklı olandır.

LEONARDİT

Leonardit 70 milyon yıl süren bir hümifikasyon süreci sonunda oluşan linyit kömürünün okside olmuş formudur. Yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir. Leonardit kaynaklı hümik asitler uzun süre etki gösterirler. Azot gibi besin maddeleri ile rekabete girmezler. Organik tarımda da güvenle kullanılmaktadır.

Doğal Kaynak Hümik ve Fülvik Asit oranları %
Leonardit 40-90
Torf 10-30
Saprofel Torf 10-20
Linyit Katmanları 10-30
Hayvan Gübresi 5-15
Kompost 2-5
Toprak 1-5
Arıtma Çamuru 1-5
Taş Kömürü 0-1

Hümik ve Fülvik Asitlerin Bulundukları Kaynaklar ve oranları
Doğal maden olarak üretilen Hümik Asit + FülfikAsit + Organik madde içeren ve toprak tansiyonunu (PH) dengeleyen bir toprak düzenleyicisidir. Faydaları ve etkileri aşağıda belirtilmiştir.

Hümik Maddelerin Kumlu Topraklarda Faydalari
Kumlu toprakların aralıklı bir yapısı vardır. Bu tip topraklarda besinler aşağı doğru kolayca ilerler ve üretici için ekonomik kayıplara neden olur. Organik maddeler yani humarlar toprağın besin maddesini tutmasını ve bitkinin bunlardan daha rahat faydalanmasını sağlar. Hümik maddelerin etrafı negatif yüklüdür ve uygulanan gübrelerdeki besin maddelerin ve ayni zamanda suyun tutulmasını sağlarlar.

Hümik Maddelerin Killi Topraklarda Faydaları
Killi topraklar sıkı, su geçirmeyen ve ağır bir yapıya sahiptir. Bu tipteki topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülür. Her iki koşulda bitki gelişimi için uygun değildir.

Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının birbirlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Yüzeyde görülen çatlamalar organik madde eksikliği olan killi toprakların ortak özelliğidir. Bu tip topraklarda hümik madde eklenmesi toprak yapısını iyileştirmektedir. Hümik asit kil parçalarının arasına girerek kuru ve ıslak havalarda siki bir şekilde birleşmelerini ve yapışmalarını engellemektedirler. Büyük hümik asit molekülleri kil parçalarını ayrı ayrı tutabilmekte ve bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmektedir.
Leonardit in bitki üretimindeki etkileri;
Biyolojik Etkileri
-Bitki enzimlerini uyarır,
-Bitkide ve toprakta organik katalizör olarak rol oynar,
-Su yosunları ve mayalarda olduğu gibi toprak mikroorganizmaları tarafından istenirler ve hızla çoğalmalarını sağlarlar,
-Bitki köklerinin solunum ve oluşumunu hızlandırırlar,
-Bitkilerin vejetatif organlarının ve köklerinin büyümesini uyarır,
-Bitki hücre zarlarının geçirgenliğini artırarak, bitki beslenmesini yükseltir,
-Bitkinin yasam isteğini artırır,
-Bitkinin yasama isteği ve tohumun çimlenme gücünü artırır,
-Bitki kök sistemi ve hücre çoğalmasını uyararak bitkinin dengeli büyümesini sağlar.

Kimyasal Etkileri
-Toprağın özelliklerini, koruma gücünü artırır,
-Alkali şartlarda demirin bitki tarafından alınabilirliğini sağlar,
-Bitki gelişimi için gerekli olan organik ve mineral maddelerin her ikisini de zenginleştirir,
-Bitkilerin ihtiyacı olan kimyasal gübrelerin, kök bölgesinde toprak suyunda tutulmasını sağlar,
-Toprağın iyon değişim kapasitesini en uç noktaları çıkarır,
-Topraktaki elementlerin bitki tarafından alınabilir forma sokulmasını sağlar,
-Toprakta tamponlama yaparak toksisiteyi önler,
-Toprak tuzluluğunun azalmasına yardımcı olur.

Fiziksel Etkileri
-Toprağın parçalanma yapısını olumlu düzeye getirir,
-Toprağın verimlilik kapasitesini artırır,
-Toprağın havalanması arttırır,
-Tohum yatağını güçlendirir,
-Toprak erozyonunu önler,
-Toprağın kolay ısınmasını sağlar,
-Toprağın su tutma kapasitesini dengeler

Bitki Gelişimine Etkisi
Leonarditin bütün tarım ürünlerinde verimi önemli ölçüde arttırdığı araştırmalarla kanıtlanmış bir gerçektir. Yapılan uygulamalı araştırmalar sonunda bazı bitkilerde leonardit kullanılması ile elde edilen verim artışları aşağıda oranlarda bulunmuştur.

ÜRÜN ADI VERİM ARTIŞ ORANI
Buğday %13-25
Domates %20-30
Arpa %15-18
Lahana %25-30
Karabuğday ve Darı %25-50
Elma %8-20
Mısır %30
Üzüm %25-30
Patates, Havuç %25-40
Pancar, Turp %25-40
Bütün narenciyede %30-60
Pamuk %10-30
Salatalık %34-38
Çayır, Çim %100’e Kadar

Bunların dışında çiçek yetiştiren firmalardan alınan bilgilere göre: üretilen gül ve papatyanın miktarı%30-100 arasında artmıştır, köklenme fazlalaşmıştır ve çiçeklerin açma zamanında 10-15 gün arası erkencilik sağlanmıştır. Leonardit tarım ürünlerinde sadece verimi arttırmakla kalmamaktadır.

Hümik Asit ve Fulvik Asit Kaynakları Nelerdir?
Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi hümik ve fülvik asitler çeşitli kaynaklardan elde edilebilir. Ancak bu kaynaklar arasında en yüksek hümik ve fülvik asit oranı Leonarditte mevcuttur. Leonarditin hümik madde (hümik + fulvik asit) kaynağı olduğu 1960 yılında keşfedilmiştir. Sonrasında araştırmacılar bu maddeleri tarımsal alanlarda uygulamaya başlamışlardır.

Leonardit 70 milyon yıl süren bir hümifikasyon süreci sonunda oluşan linyit kömürünün okside olmuş formudur. Yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir. Leonardit kaynaklı hümik asitler uzun süre etki gösterirler. Azot gibi besin maddeleri ile rekabete girmezler. Organik tarımda da güvenle kullanılmaktadır.

Aşağıda incelendiğinde hümik ve fülvik asit kaynağı olarak leonarditin en fazla içeriğe ve değere sahip olduğu görülmektedir.

Hümik ve Fülvik Asitlerin Bulundukları Kaynaklar ve oranları
Hümik maddelerin hepsi toprakta kalıcıdır. Çevre koşullarına bağlı olarak fülvik asitlerin yarı ömrü 10-50 yıl arasında değişirken, hümik asitlerin yarı ömrü ise yüz yıl olarak ölçülür.

Hümik Asit ve Fülvik Asit Arasındaki Farklar Nelerdir?
Yukarıda da değinildiği gibi bitki kalıntıları çürüdükleri zaman fülvik ve hümik asitlerin her ikisi de oluşur. Her iki asitte toprak ve topraktaki mikro organizmalar için yaralıdır. Fülvik asit hümik aside göre daha küçük bir moleküler yapıya sahiptir. Bunun sonucu olarak kalıcılığı daha azdır ve daha kolay parçalanır. Ancak yaprak uygulamalarında bitkiye giriş hızı daha yüksektir. Hümik asit ise toprakta uzun süre kalır ve zaman içerisinde yavaş parçalanır. Genel olarak toprak organik madde miktarını arttırmada uzun süreli etkilerinden dolayı hümik asitlerden faydalanılır.

Hümik Maddelerin Kumlu Topraklarda Nasıl Bir Faydası Vardır?

Kumlu toprakların aralıklı bir yapısı vardır. Bu tip topraklarda besinler aşağı doğru kolayca ilerler ve üretici için ekonomik kayıplara neden olur. Organik maddeler yani humatlar toprağın besin maddelerini tutmasını ve bitkinin bunlardan daha rahat faydalanmasını sağlar. Hümik maddelerin etrafı negatif yüklüdür ve uygulanan gübrelerdeki besin maddelerini ve aynı zamanda suyun tutulmasını sağlarlar.

Hümik Maddelerin Katyon Değişim Kapasitesi İle Besin Maddelerini Tutması Hümik Maddelerin Killi Topraklarda Nasıl Bir Faydası Vardır?

Killi topraklar sıkı, su geçirmeyen ve ağır bir yapıya sahiptir. Bu tipteki topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülürler. Her iki koşulda bitki gelişimi için uygun değildir.

Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının bir birlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Yüzeyde görülen çatlamalar organik madde eksikliği olan killi toprakların ortak özelliğidir.

Bu tip topraklara hümik madde eklenmesi toprak yapısını iyileştirmektedir. Hümik asit kil parçalarının arasına girerek kuru ve sıcak havalarda sıkı bir şekilde birleşmelerini ve yapışmalarını engellemektedirler. Büyük hümik asit molekülleri kil parçalarını ayrı ayrı tutabilmekte ve bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmektedir. Şekil 4 da hümik maddelerin killi toprakların yapısını nasıl iyileştirdiği ve gevşettiği görülmektedir.

Hümik Asitlerin Diğer Faydaları Nelerdir?

Humik asitlerin yararları fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak üç grupta toplanır.

1-) Fiziksel Yararları :
a) 
Toprağın yapısını düzeltir.
b) Toprağın havalanma özelliğini arttırır. Köklerin daha iyi havalanmasını sağlar
c) Toprağın su tutma kapasitesini arttırır. ( Kendi ağırlığının 20 katı fazla ağırlıktaki suyu tutabilme yeteneği vardır. )
d) Toprağın rengini koyulaştırarak daha fazla güneş enerjisinin emilmesini sağlar.

2) Kimyasal Yararları : 
a) Asidik ve bazik özelliklerdeki toprakları nötralize eder. Fazla tuzluluğu ve fazla kireçliliği gidererek toprağın pH’ sını düzenler.
b) Suda çözünebilir inorganik gübreleri kök bölgesinde depolar ve bitkinin ihtiyacı oldukça bunları serbest bırakır.
c)Toprağın katyon değişim kapasitesini en yüksek seviyeye çıkartır.
d) Hümik asit kimyasal olarak aktif bir karaktere sahiptir ve topraktaki çeşitli metaller, mineraller ve organikler ile çözünebilir veya çözünemez kompleksler oluşturma yeteneği vardır. Bu özelliği bitkinin besinleri kolay ve sürekli almasını sağlar. Demir noksanlığını gidermeye yardımcı olur.
e) Şelatlama özelliğine sahiptir.
f) Topraktaki kireç içerisindeki karbondioksiti serbest duruma getirir. Bu serbest karbondioksitin fotosentezde kullanılması imkanını hazırlar.
g) Topraktaki azot, fosfor, potasyum, demir, çinko ve iz elementler gibi gerekli besinlerin bitki tarafından alınabilmesini en yüksek düzeye çıkartır.
h) Bitki gelişimi için gerekli olan mineraller (iz mineraller de dahil) ve organik maddelerce zengindir. Ayrıca, doğal karbon içermesinden dolayı bitkinin gelişiminde kullanılabileceği oldukça fazla miktarda enerji de ihtiva eder (1 gramda 5.000 kaloriye kadar)
ı) Hümik asit biyokimyasal özelliği ile toprağın zararlı, kirletici ve zehirli maddelerden temizlenmesini sağlar. Toprakta mevcut olan kurşun, cıva, kadmiyum ve diğer zararlı ve radyoaktif elementlerin, endüstriyel atıkların, zehirlerin ve çevre için zararlı kimyasal maddelerin (ilaçlamadan gelenler de dahil) çözünebilir durumdan çözünemez duruma geçmelerini sağlar. Böylece, bunların bitki tarafından emilmelerini önler. Bunların zamanla dibe çökmesi sonucu toprak temizlenir.

3) Biyolojik Yararları :
a) Hücre bölünmesini hızlandırır. Dolayısıyla, bitkinin büyümesi ve gelişmesi de hızlanır.
b) Kök oluşumunu ve gelişimini hızlandırır. Kökleri kuvvetlendirir. Saçak kök oluşumunu teşvik eder.
c) Tohumda çimlenmeyi hızlandırır. Bitkinin hayatta kalabilme yeteneğini arttırır. İdelerin daha hızlı ve kuvvetli büyümelerini sağlar.
d) Bitkide hücre enerjisinin fazlalaşmasını sağlar.
e) Bitki metabolizmasını düzenleyerek azot bileşenlerinin birikmesini önler.
f) Yararlı toprak mikroorganizmalarının gelişmeleri ve çoğalmaları üzerinde uyarıcı etki yapar. Bunların topraktaki miktarını ve aktivitelerini arttırır.
g) Bitkinin soğuğa, sıcağa ve fiziksel etkilere karşı dayanıklılığını arttırır. Böcek ve hastalıklara karşı direncini çoğaltır.
h) Meyvelerde (üründe) hücre duvarları kalınlığının artmasını sağlar. Böylece, ürünün depolanma süresi ve raf ömrü uzar.
ı) Elde edilen ürün ( meyve, sebze, çiçek, dane, kök gibi ) daha kaliteli olur. Bunların, dış görünüşlerinin daha göz alıcı ve besin değerlerinin daha yüksek olmasını sağlar.

Yazar Hakkında
Ferhat KILIÇARSLAN

Yazar : Ferhat KILIÇARSLAN

Yazar Hakkında : Giriş-Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz,biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk! Gelişme-Dünyanın sorunu,akıllı insanlar şüphelerle doluyken,aptalların özgüvenle dolu olması.'' Sonuç-Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın. ( HZ.Muhammed S.A.V ) Takip 1- Google+ Takip 2- Twitter+ Takip 3- Facebook+

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Sitemizdeki Benzer İçerikler

Facebook ile Yorum Yapabilirsiniz

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.